• Döviz Bilgileri Güncelleniyor..
  • Bugün Görüntülenme: 620
  • Dünkü Görüntülenme: 1798
  • Toplam Görüntülenme: 3971811

Diyanet-Sen Köprü Faciasını Andı

7 Nisan 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
443 defa okundu.
Diyanet-Sen Köprü Faciasını Andı

Diyanet-Sen Köprü Faciasını Andı

Diyanet-Sen Çaycuma İlçe Başkanı Kenan Tunç, Çaycuma da 6 Nisan 2012’de meydana gelen elim bir facia sonrası yaşanan olayı ve ardından geçen 3 seneyi değerlendirdi.

Tunç açıklamasında; “06 Nisan 2015 Pazartesi günü Çaycuma’da anlamlı bir anma programı yaptık. Tam 3 yıl önce yaşanan köprü faciasında kaybettiklerimizi anmak için Köprünün Çaycuma tarafında, 06 Nisan Şehitler Anıtı’nın önünde toplanıp 06 Nisan 2012 Köprü Faciasında kaybettiğimiz canlarımız için Kurân-ı Kerim okuduk, dualar ettik. Allah dua ve niyetlerimizi kabul etsin.
Böyle anlamlı bir organizeyi gerçekleştiren Çaycuma Belediye Başkanımız sayın Bülent Kantarcı’ya bu duyarlı davranışından dolayı çok teşekkür ediyorum. Yine çok değerli Kaymakamımıza, ilçe müftümüze, İlçe Milli Eğitim Müdürümüze, Emniyet Müdürümüze, Saltukova Belediye başkanımıza, bülbül sesleriyle Kur’an ziyafeti sunan din görevlisi arkadaşlarıma, siyasi parti ve stk temsilcilerimize ve duyarlı halkımıza da bu anlamlı programa katkı ve desteklerinden dolayı şükranlarımı arz ediyorum. Sözü burada kesip o güne tekrar dönmek istiyorum. Ne yaşanmıştı o acı dolu günde kısaca anımsayalım.

Günlerden 06 Nisan 2012 Cuma’ydı. Her hafta olduğu gibi Cuma namazından sonra Kalafatlı’dan Çaycuma’ya inmiştim. Saat 15.50 sıralarıydı. Çaycuma’da bir esnaf dostumla oturuyordum. Yanımıza gelen bir arkadaş, Çaycuma köprüsünün çöktüğünü, arabaların ırmağa düştüğünü haber verdi. Bu haber karşısında adeta şok olduk.

Haberi duyar duymaz derhal olay yerine gittik. Aman Allahım o da ne ! Çaycuma İstasyon köprüsünün hem Çaycuma tarafı, hem de karşısı insan seliyle dolmuştu. Gerçekten de Çaycuma’dan çıkış için kullanılan köprünün çıkış tarafında yaklaşık yüz metrelik bir bölüm çökmüş, yere düşen köprünün parçası sel sularına gömülmüştü.

İstasyon tarafında olay mahallinden yaklaşık iki yüz metre aşağıda (Bartın İstikametinde) ırmakta beyaz bir taksi görünüyordu. Çekiciyle taksi sel sularından çıkarıldı. Edindiğimiz bilgilere bu araçtan iki kişi sağ olarak çıkmış ve yüzerek kendi imkanlarıyla kurtulmayı başarmışlardı. Bu haber bizleri son derece rahatlatmış ve sevindirmişti. İnşallah başka araç yoktur diye düşünüyorduk ki sonradan gelen haberle bir kez daha hüzne boğulduk. Bu haberde köprünün altında bir öğrenci servisinin olduğu söyleniyordu. Çünkü tam o saatlerde öğrenci servislerinin hareket saatiydi. Çok geçmeden öğrenci servislerinden kayıp olmadığı haberini öğrendik. Buna o kadar sevindik ki anlatamam.

Çok geçmeden sevincimiz yine kursağımızda kaldı. Çünkü bu defa gelen haberin doğruluğu yüzde doksan dokuz denebiliyordu. Yolgeçen köyü Gülşenler mahallesine yolcu taşıyan bir minibüs Çaycuma’dan hareket etmiş ama köye gelmemişti. Dahası bu minibüste olduğu tahmin edilen Çaycuma Belediye Başkanımız sayın Mithat Gülşen’in babası Kemal Gülşen’den de haber alınamıyor ve muhtemelen onun da bu minibüste olduğu sanılıyordu. Akşam saatlerine doğru olay maalesef kesinlik kazanmaya başladı. Kayıp minibüste sayın belediye başkanının babasından başka Üniversite öğrencisi olan yeğeninin ve sayısı bilinemeyen başka yolcuların olduğu bildirildi.

Olay yerinde akşama kadar bekledik. Ama ne İl afetin, ne de arama kurtarma ekiplerinin elinden bir şey gelmedi. Çünkü çalışabilmek için sel suları tehlike arz ediyordu. Maalesef yıkılan köprünün altında olduğu tahmin edilen insanlarımıza ulaşmak bir türlü mümkün olmuyordu. İlerleyen saatlerde haber ajanslarına düşen bir haber acımızı bir kat daha artırıyordu. Bu haberde sayın Belediye başkanımızın üzüntüsünden dolayı rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı ve yoğun bakıma alındığı söyleniyordu. Çaycuma acı üstüne acı yaşıyordu. Vakit gece yarısına doğru ulaştığında dualarımız hem sular altındaki hemşehrilerimiz hem de Çaycuma’mızın sevgili Belediye başkanı Mithat Gülşen içindi. İşte bu hengamede geçmeyen saatlerin karanlığına gömülüverdi Çaycuma. Geceleyin helikopterler belki bir cana rastlar mıyız diye Filyos Irmağı üzerinde dolaştı hiç durmaksızın. Ancak yıkılan köprüyü kaldırma çalışmaları sabaha bırakıldı.

Evet herkesin yüzünde bir hüzün vardı. Çaycumalılar üzgün ve ağlamaklıydı. Elbette ateş düştüğü yakardı. Ama ateş bu defa bütün Çaycumayı hatta bütün memleketi yakmıştı.

Her milletin tarihinde unutulmayan acı manzaralar vardır. Zonguldak Çaycuma tarihinde bu acı manzaralardan biri 06 Nisan 2012 tarihinde 15 insanımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan “ Köprü Faciası” ile yaşanmıştır.
Acı ve gözyaşının tarihidir 06 Nisan 2012. Bundan tam 3 yıl önce köprü faciasında tam 15 canımızı yitirmiştik Filyos’un hırçın, bulanık sularında. İlerleyen zamanlarda onlardan 11 kişinin cansız bedenine ulaşılırken maalesef 4 kişi hala bulunamadı.

Çaycuma İstasyon köprüsü üzerinde üzerinde yürürken faciadan bir kaç dakika ya da birkaç saniye önce kızı Vildan’a saat tam 15.27’de ” yoldayım geliyorum ” diye mesaj çeken anne Hayriye Güner’den tutun da; Hastaneden taburcu olduktan sonra evine gitmek için minibüse binen anne oğulun dramına varıncaya kadar, Üniversite öğrencisi Sezgin’in dedesi Kemal Gülşen’le olan dede torun muhabbetinden tutun da Çaycuma pazarından aldıkları erzakla çoluk çocuklarına kavuşmak için evlerinin yolunu tutan ve köprü üzerinden yaya olarak geçen insanlarımıza varıncaya kadar hepsinin dramı ayrı ve her biri yürek parçalıyordu.
Bugün onların aramızdan ayrılışının 3.yılı. Ne yapılan 06 Nisan anıtı, ne de anma törenleri onları geri getirmeye yetmeyecek biliyoruz. Ama konuya dikkatleri çekmek ve aynı acıları yaşamamak için hassasiyet oluşturması bakımından da yapılanları oldukça önemsediğimizi belirtmek istiyoruz.

Yıkılan köprü yerine yenisi yapıldı. Yani giden köprü bir anlamda geldi geriye. Ama giden 15 can gelmedi, gelemedi. Biliyoruz onlar, yani 06 Nisan şehitlerimiz artık geriye hiç gelmeyecek. Ama bizim ısrarla geriye gelmesini istediğimiz şeyler var; Umarız kaybolan değerlerimiz, bana ne demeyecek duyarlılıklarımız ve insan hayatına değer verecek evrensel değerlerimiz gelir. Yarın aynı felaketleri yaşamamak ve aynı acılara boğulmamak için umarız gerekli önlemleri alacak basiretimiz gelir geriye, cesaretimiz gelir, ferasetimiz gelir !

Ve İnşaallah başka felaketler yaşanmaması için tedbirleri alma konusunda herkes görevini tam yapar da böyle acılar yaşanmaz bir daha!

Vefatlarının 3.yılında 06 Nisan 2012 Köprü faciası şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, kederli ailelerine bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyoruz. Yüce Allah aziz milletimize bir daha böyle felaketler yaşatmasın” dedi.

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN