KADINI HAKİR GÖREN ZİHNİYETİN KÖKLERİ

  • Yazının Tarihi: 28 Kasım 2017
  • Yazar: Zekiye Doğan
  • Bu yazı 423 kez okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

KADINI HAKİR GÖREN ZİHNİYETİN KÖKLERİ

Sevgili okurlarım merhaba, Önce Vatan gazetesinde yazmış olduğum Hayatını Gözden Geçir adlı makalemi okuduktan sonra bana e-posta yollayan okurum: “Sayın yazarım hayatını gözden geçir adlı yazınıza bayıldım ve hiç sıkılmadan okuduğum ender yazılardan bir tanesiydi. Belki de kadınlarımızın hatası erkeklerden anlayış beklemektir. Tabi siz bu konuyu bir kadın olarak daha iyi bilirsiniz. Kadını hakir gören zihniyetin kökleri çok daha derinlerde ve sağlam kurgulanmış. Dünyadaki hangi ideolojiden gelmiş olursa olsun basmakalıplaşmış kadın erkek klişeleri bir şekilde yıkılmalı ve ataerkil düzeni yıkmış modeller incelenmeli. Bu konuda kafa yordum, ama doğrusu bu işin içinden çıkamadım. Böyle damdan düşer gibi yazdığım için lütfen kusuruma bakmayın bir sonraki makalenizi heyecanla bekliyorum.” Dedi.

Okurlarım arasından çıkan yazacağım makalelerde yol gösterecek olan ender kişiliklerden birisiydi. E-postasını heyecanla okudum ve hiç tereddüt etmeden: “Yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. Emin olun yorumlarınız yazacağım makalelerimde bana yazma şevki verecek ve yol gösterecek. Çünkü sizin gibi düşünen erkekler azınlıktalar.” Dedim.

Okurum sevgili Demir Çelik: “Esas çok değerli vaktinizi ayırarak yazdıklarımı yanıtladığınız için ben teşekkür ediyorum. Aslında belli bir kesim var, ama onlarda yer altına çekildiler. Ayrıca kıskanç hemcinslerinize yaptığınız vurgu inanamayacağınız kadar hoşuma gitti. Kadınlarımızın çoğu erkekçi anlayışı benimsemiş durumda bunun kendilerine ne kadar zarar verdiğini görmekte anlamakta zorlanıyorlar.” Dedi.

Okuruma anne babamdan örnek vermeyi tercih ettim: “Anne babam sevip evlenmişler. Rahmetli babamı 2000 yılında kaybettim anam 13 yıl yani ölümüne kadar yalnız kaldı ve babamı hep aradı. Biz kadınların düşüncesi yetiştirme tarzı yanlış, her şeyi erkekten bekliyoruz o yok olunca bocalayıp yanlışa düşüyoruz. Oysa kadının ya da erkeğin insan yüreği sevgi aşk konusunda tek kişiliktir. Biz insanoğlu her şeyde olduğu gibi bu konuda da doyumsuz ve benciliz. Ayrıca hazır yiyen kişilikleriz ve tembeliz benim gibi düşünen karşı cinslerimin işi çok zor.” Dedim.

Duydukları karşısında şaşıran okurum: “Olaya bu açıdan hiç bakmamıştım anne baba ilişkisi aşağı yukarı bizde de sizin dile getirdiğiniz gibiydi, bir ön kabulle hareket ediliyordu. Her şeyi erkekten beklemek erkeklerin hoşuna gidiyor. Ben bir erkek olarak kadının mücadeleci, direngen, tuttuğunu koparan biri olmasını isterim. Fakat sonradan fark ettim, bende diğerleri gibiymişim. Hatta yanımdaki kadının gelişiminde benden üst seviyede olmasından korku karışımı hisse kapılıyorum. Kadınlar iyi bilirler ki, buda erkeklerdeki güvensizlikten kaynaklanıyor. Gelişen dünyada erkekler bu durumu aşmalı, girift üzerine fazla kafa yorulması gerekiyor.” Dedi.

İlginç sohbetin devamında: “Aslında yanlış orada üstün olma çabasından başka bir şey düşünmüyoruz. Oysa mükemmel yaşamı birlik ve beraberlik sağlıyor. Bu bilinci kazanmadığımız sürece kadın veya erkek fark etmiyor, daima kaybedeceğiz. Bir elin nesi var iki elin sesi var sözüyle yola çıkarak yüreğimizle iki eli iki yüreği birleştirdiğimizde ve çevremizdeki insanlarla katıksız paylaştığımızda yetiştirdiğimiz çocukları amaç için değil araç için sevgi dolu yetiştirdiğimizde aşamayacağımız sorun yok. Lakin kolaycı ve bilinçsiziz. Müsaadenizle bu sohbeti makale yazacağım.” Dedim.

“Hocam maalesef haklısınız sorunların çözülme noktasında sizlerin varlığı birçok insan için umut alacak. Yeni bir kadın devrimi beraberinde yepyeni toplum düzeni getireceği aşikar, bu gerçeğin özlemi içerisindeyim. Sosyal tespitleriniz bende endişe ve heyecan uyandırdı.” Dedi.

İnsanoğlu inanılmaz güçlü fakat gücünün farkında değil hep beklenti için bocalama yolunda: “Sevgili Demir bu özlemlerin gerçekleşmesi kadının yükünün ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. Çünkü erkekleri yetiştiren biz kadınlarız, bir kadın ve anne olarak yıllardır bir yerlerde hata yaptığımızın bilincindeyim. Yükü erkeklere yüklemek yerine hatalarımızı düzeltmekten başlasak dünya yaşam hem kadınlar hem de erkekler için yaşanılır olurdu. Bahsini ettiğin makalemde hemcinsimden bahsettim karşı cinslerim aynı sorunlarla karşı karşıya anlatırlarsa yazarım.” Deyip sohbet için teşekkür ederek bir okurumu daha kazanmış oldum.

Basiret sahibi olmak adına emek sarf etmek gerekiyor. Çünkü boş laflarla peynir gemisi yürümüyor. El ele verip sorunları birlikte çözmek gerekiyor!..

Sevgi ve saygılarım Zekiye Doğan

27 Kasım 2017

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Şerafettin
    8 Mart 2018 02:22

    Kadınların, maalesef kadın hakları dedikçe bir o kadar batağa saplanıp, işi cinsiyet ayrımcılığı üzerine oturtarak eşitlik aramaya kalkışmalarının kadın haklarına ne kadar zarar verdiklerini görememelerini anlayamıyorum. Kadınların toplumdaki yerinin ancak ve ancak üretime dayalı olarak fırsat eşitliği temelinde gelişebileceğini ve bu anlamda erkeklerle eşit düzeyde saygın duruma gelebileceklerini anlamaları gerekir, bunun ötesi tam da Kapitalizme ve Emperyalizme hizmetten öte bir şey değildir.
    Çünkü, Kadınlar üretimde Erkekler gibi yer aldıkça, Erkeklerle birlikte Sendikal anlamda Sermayedarların, Egemen güçlerin korkulu rüyası olmakta ve bunun önüne geçmek için soyut Kadın Hakları anlamında, Kadın-Erkek çekişmesini yaratarak tek vücut olmalarını engellemek istemektedir. Bu bağlamda Kadın Hakları, Anneler Günü, Kadınlar Günü v.s. olarak tertiplenen oyunlara çok dikkat etmek gerekir. Burada salt Erkek şiddetini ele alarak, ön plana çıkararak kadın hakları aranmaz. Bir an için Kadınlar acaba? Erkek olarak dünyaya gelselerdi farklı mı davranacaklardı, bunu bir defa kendilerine sormaları gerekmektedir? Diğer husus ise Kadının salt Kadın olduğu için değil, fiziki olarak daha güçsüz olduğu için karşı taraf tarafından, Erkekler tarafından şiddete uğradığını da iyi anlamaları gerekir. Yani bu sonuçta maalesef bir gücün karşı tarafa kabul ettirilmesidir ki, bu Kadınlar için de geçerli olan bir durumdur. Yani Kocasından fiziki olarak, daha güçlü olan Kadının, yahut Kocasından daha genç olan Kadının gücünü kullanarak Erkeğe şiddet uyguladığı, günlük hayatta dediğim dedik deyip, yaptırdığı iyice araştırılırsa istatistiklerle ortadadır. Örneğin her Ailede Küçüklükte Abla olan büyüğün, kendinden küçük olan Erkek Kardeşine şiddet uyguladığı da her zaman görülen ve bilinen bir durumdur. Peki bu nasıl izah edilecektir. Diğer husus ise Sinemadan, Tiyatroya varıncaya kadar her filmde, oyunda şiddetin uygulanmasına, şiddete yönelik sözlerin sarfedilmesine karşın ise bunun Toplumlarda deşarj olmaya yönelik şiddeti kamçıladığından ötürü gerek Kadınlar tarafından, gerek Psikolog ve Sosyologlar tarafından adım atılması gerekir iken maalesef Kadın hakları ve Kadına şiddetin önlenmesi denilirken bu hususta hiçbir şey yapılmaması ve hatta yapılmaya çalışılmamasıdır. Günümüz toplumunda Erkek ve Kadın çalışarak ancak hayata ekonomik olarak tutunmalarından ötürü Kız ve Erkek çocuklarını Evliliklerinde ileride sorun yaşamaması için ayrım yapmadan kaç Kadın, Ev işlerini her ikisine göstermekte, yaptırmakta ve alışkanlık kazandırmaktadır. Hiç şüphesiz eğitim öğretim değildir, alışkanlıktır, alışkanlık kazandırıldı mı gerisi gelir. Evliliklerinde Ev işleri çiftler için sorun olmaz, ileride çıkması fevkalade mümkün olan kavga-gürültü-şiddetin önü alınmış olur. Keza, Kadınlar etiyle-butuyla dekolte Kıyafetlerle, çıplaklıkla, Erkeklere teşhir edilirken, Erkeklerin salt bu yönüyle Kadınlara bakışı ve değerlendirmesine yola çılırken, Acaba Kadınlar bu hususlarda ne yapmaktadırlar, sormak istiyorum. Yani, her hangi bir suçtan ötürü, suç işleyen kişinin, suç işlemesine sebebiyet veren ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutuna bakılmaksızın, asalım-keselim-cezalandıralım anlayışıyla, suç işlemesinin önlenemeyeceğine bakılmaksızın, aynı anlayışla Adeta Erkek Düşmanlığıyla Kadın Hakları savunulmaz, Kadın Haklarının önü açılmaz. Kadın-Erkek arasında ki sorunlar ancak sorunların özüne birlikte inilerek, işin insani boyutu ele alınarak çözümlenebilir. Keza, Erkek aldatıyorsa Kadın bunun üstesinden gelemeyip bende aldatırım demekle, Erkek sigara ve alkol kullanıyorsa Kadın bunun üstesinden gelemeyip o zaman bende sigara ve alkol kullanırım demekle, günümüzde sık sık gördüğüm üzere Erkek belden aşağı küfrediyorsa o zaman bende Kadın olarak belden aşağı küfrederim demekle ve bunları uygulamakla, Kadın Hakları savunulamaz, Kadın hakları ve Kadının Toplumdaki saygınlığı ileri götürülemez. Bunlar yenilgiyi kabul etmenin açıkça dışa yansımasından başka bir şey değildir. Diğer hususlara gelince ‘çiklet çiğnemek kötü bir şeydir, bunu da ancak kadınlar yapar anlayışıyla Erkekler çiklet çiğnediğinde, Kadınların Erkeklere Karı gibi çiklet çiğneme demelerine, Dürüstlük sadece Erkeklere özgün bir şeymiş gibi Bayanların gerek Bayanlara, gerekse Erkeklere Adam gibi konuş benimle, Adam gibi konuş, Adam gibi iş yap demelerine, kişinin bir büyüğüne saygısı gereği Bayanın olsun Erkeğin olsun karşısında ki Erkeğe Abi, Abiciğim derken, bir Bayanın diğer Bayana karşı konuşurken Abi, Abiciğim diye hitap etmesine ne diyeceğiz? Bunları Kadınların, sözde Kadın Haklarından bahsederken Erkeğin üstünlüğünü, Erkek Egemen toplumu kabul etmelerinden başka nasıl açıklayacağız? Bu hususlarda Kadınlar Kadın hakları, kadınların gelişimi adına ne yapmaktadır? Yine, Kadınların Evde çoluk-çocuğuna-Eşine söz geçiremez iken, nasıl olsa sokak ortasında, aleni ortamlarda, çarşıda-pazarda-otobüste Erkekler bize bir şey diyemez diyerek, olur olmaz yere Erkeklere bağırmasını nasıl yorumlayacağız. Biliyorlar ki Türk Toplumu Aleni ortamda olur-olmaz yerde Kadın, Erkeğe bağırsa da Erkek cevap veremez, cevap verse bizim Erkek Toplumumuz Evde Eşine her türlü zılgıtı yaparken, sokakta tanımadığı bayana sözde bir cömertlik ve kabadayılık gösterisiyle hemen sahip çıkar. Bilgilerinize, saygılarımla arz ederim.

Bir Yorum Yazın

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.